
Enerji faturanızdan tasarruf etmek istiyorsanız, toz kurutma hattındaki eski ısıtıcı elemanlarını değiştirmek mantıklı bir çözüm gibi görünüyor. Eski dirençlerin yerine yeni kızılötesi (IR) elemanlar takılmasıyla verimliliğin tekrar artacağını düşünebilirsiniz.
Ancak durum böyle değil. Kızılötesi ısıtıcılar mükemmeldir çünkü doğrudan ısı üretirler. Havanın önce ısınmasını beklemek yerine, parçalara doğrudan ısı uygularlar. Böylece daha hızlı ısınma ve daha kısa kuruma süreleri elde edilir. Bu da avantajlı gibi görünüyor. Ancak bu yeni lambaları eski fırın gövdesine takarsanız, aslında para boşa harcamış olursunuz. Eğer duvarlarda sızıntı varsa, parçalarınız ısınmaz; sadece fabrika zeminini ısıtmak için para ödemiş olursunuz.
İşte burada çoğu insan bir adım atlamaktadır: yalıtım sorunu. Bu eski fırınların çoğunda on yıl boyunca kullanılmış ve bozulmuş mineral yünü veya fiberglas bulunur. Bu durum, ısının dışarıya kaçmasına neden olan “termal köprüler” oluşturur.
Bunu deneyin: Bir termal kamera alın ve fırın gövdesini tarayın. Eğer dış yüzey dokunduğunuzda sıcak geliyorsa – yani 50°C’nin üzerindeyse – yalıtımınız bozulmuş demektir. Eski malzemelerin yerine yüksek yoğunluklu seramik lif levhalar veya taze mineral yünü kullanmak büyük fark yaratır. Böylece kızılötesi elemanlar üzerindeki baskı azalır ve sıcaklığı sabit tutmak için daha yüksek güçle çalışmalarına gerek kalmaz.
Tabii ki bir dezavantajı daha var. Yüksek güçlü kızılötesi ısıtıcılar kullanıldığında, o odada çok daha fazla ısı üretilir. Üretim hızı artar, bu harika bir şeydir, ancak bu durum fanlar ve egzoz sistemleri üzerinde büyük bir baskı yaratır. Ekstra ısıyı yönetmek için hava akışını ayarlamazsanız, dış yapı aşırı ısınabilir veya termal kesme sistemleri devreye girebilir.
Kabloları doğru şekilde bağlayın ve yalıtım boşluklarını kapatarak her parça başına harcanan enerji miktarını azaltabilirsiniz. Sadece lambaları değiştirmek, sızıntıyı geçici olarak örtmek gibidir; gerçek çözüm ise yalıtımı düzeltmektir.